English    Türkçe    فارسی   

5
47-56

  • یک زمان نبود معطل آن گلو  ** نشنود از حکم جز امر کلوا 
  • Bir an bile kursağı durmaz Allah buyruğundan yalnız “Yeyin” hükmünü duymuştur.
  • هم‌چو یغماجیست خانه می‌کند  ** زود زود انبان خود پر می‌کند 
  • Yağmacıya benzer, evini kazar, çabuk çabuk dağarcığını doldurmaya bakar.
  • اندر انبان می‌فشارد نیک و بد  ** دانه‌های در و حبات نخود 
  • İyi kötü ne olursa dağarcığına tıkar. İnci tanelerini de oraya tıkıştırır, nohut tanelerini de.
  • تا مبادا یاغیی آید دگر  ** می‌فشارد در جوال او خشک و تر  50
  • Başka bir düşman gelip de çuvalına kuru yaş, ne bulursa doldurmasın der.
  • وقت تنگ و فرصت اندک او مخوف  ** در بغل زد هر چه زودتر بی‌وقوف 
  • Vakit dardır, fırsat geçmekte. O da bundan korkarak durmaksızın eline ne geçerse çabucak koltuklar.
  • لیک مومن ز اعتماد آن حیات  ** می‌کند غارت به مهل و با انات 
  • Fakat iman sahibi o yaşayışa güvenir, bu yüzden de yavaş yavaş, durup dinlenerek yağma eder.
  • آمنست از فوت و از یاغی که او  ** می‌شناسد قهر شه را بر عدو 
  • Padişahın düşmanı nasıl kahrettiğini bilir. Bu yüzden fırsatı kaçırmayacağına da emindir, düşmanın gelmeyeceğine de inanmıştır.
  • آمنست از خواجه‌تاشان دگر  ** که بیایندش مزاحم صرفه‌بر  55
  • Başka kapı yoldaşlarının ona çullanmayacağını, onun derip devşirdiğini kapışmayacaklarını bilir, emindir.
  • عدل شه را دید در ضبط حشم  ** که نیارد کرد کس بر کس ستم 
  • Padişahın adaletini bilir, kulların nasıl zaptettiğini , kimsenin kimseye nasıl sitemde bulunmadığını görmüştür.