English    Türkçe    فارسی   

6
274-283

  • تو به جای مادری او را بود  ** که غم خود پیش تو پیدا کند 
  • Sen onun anası sayılırsın. Derdini sana açar elbette.
  • چونک خاتون در گوش این کلام  ** روز دیگر رفت نزدیک غلام  275
  • Kadın, bu sözü kulağına koyunca ertesi gün kölenin yanına gitti.
  • پس سرش را شانه می‌کرد آن ستی  ** با دو صد مهر و دلال و آشتی 
  • Yüzlerce nazla, muhabbetle başını karıştırmaya, saçlarını taramaya başladı.
  • آنچنان که مادران مهربان  ** نرم کردش تا در آمد در بیان 
  • Şefkatli analar gibi onu yumuşattı, nihayet söyletmeye muvaffak oldu.
  • که مرا اومید از تو این نبود  ** که دهی دختر به بیگانه‌ی عنود 
  • Köle dedi ki: Senden bunu mu umardım ben? Kızını inatçı bir yabancıya veresin.
  • خواجه‌زاده‌ی ما و ما خسته‌جگر  ** حیف نبود که رود جای دگر 
  • Bizim efendimizin kızı olsun, biz de ona âşık olalım da o başkasına varsın? Yazık değil mi?
  • خواست آن خاتون ز خشمی که آمدش  ** که زند وز بام زیر اندازدش  280
  • Kadın bu söze öyle kızdı ki onu dövüp damdan aşağıya atmak istedi.
  • کو که باشد هندوی مادرغری  ** که طمع دارد به خواجه دختری 
  • O kim oluyor diyordu, bir kahpenin Hintli bir oğlu. Nasıl oluyor da bir efendinin kızına tamah ediyor?
  • گفت صبر اولی بود خود را گرفت  ** گفت با خواجه که بشنو این شگفت 
  • Fakat bunları içinden söylemekle beraber sabretmek daha doğru deyip kendini tuttu. Kocasına, dinle şu şaşılacak şeyi dedi..
  • این چنین گراء کی خاین بود  ** ما گمان برده که هست او معتمد 
  • Biz, onu güvenilir bir adam sanıyorduk, umarmıydık böyle bir çalıkuşunun hain çıkacağını?
  • صبر فرمودن خواجه مادر دختر را کی غلام را زجر مکن من او را بی‌زجر ازین طمع باز آرم کی نه سیخ سوزد نه کباب خام ماند 
  • Efendinin, karısına “Sabret,köleyi tekdir etme. Ben onu bu tamahtan öyle bir geçiririm ki ne şiş yanar,ne kebap” demesi.