English    Türkçe    فارسی   

6
3001-3010

  • طعمه‌جوی و خاین و ظلمت‌پرست  ** از پنیر و فستق و دوشاب مست 
  • Yemek peşinde koşan hain olan, karanlığa tapan, peynir, fıstık ve pekmezle sarhoş olur.
  • باز اشهب را چو باشد خوی موش  ** ننگ موشان باشد و عار وحوش 
  • Eşsiz doğan kuşunda bile fare huyu olursa farelere ar olur, hayvanlar ondan utanırlar.
  • خوی آن هاروت و ماروت ای پسر  ** چون بگشت و دادشان خوی بشر 
  • Oğul Harut’la Marut’a Tanrı insan huyunu verdi, melek huyları değişti.
  • در فتادند از لنحن الصافون  ** در چه بابل ببسته سرنگون 
  • “Biz Tanrıya ibadet için saflar kurmuşuz” makamından aşağıya düştüler, Bâbil kuyusuna baş aşağı asıldılar.
  • لوح محفوظ از نظرشان دور شد  ** لوح ایشان ساحر و مسحور شد  3005
  • Levhi mahfuz, gözlerinden uzaklaştı, levhleri büyü yapan ve büyülenen kişilerin bedenleri oldu.
  • پر همان و سر همان هیکل همان  ** موسیی بر عرش و فرعونی مهان 
  • Kanatları aynı, başları aynı, bedenleri aynı fakat birisi arz üstünde Musa, öbürü aşağılık yerlerde hor hakir Firavun.
  • در پی خو باش و با خوش‌خو نشین  ** خوپذیری روغن گل را ببین 
  • Huy peşinde yürü, iyi huyluyla düş kalk. Gül bağına bak, nasıl gülün huyunu almış.
  • خاک گور از مرد هم یابد شرف  ** تا نهد بر گور او دل روی و کف 
  • Mezar toprağı bile insanla şereflenir; gönül ona elini kor, yüzünü sürer.
  • خاک از همسایگی جسم پاک  ** چون مشرف آمد و اقبال‌ناک 
  • Toprak bile temiz bir bedenle komşu olduğundan şereflenir, devlet bulursa,
  • پس تو هم الجار ثم الدار گو  ** گر دلی داری برو دلدار جو  3010
  • Artık sen “Önce komşu gerek sonra ev” de. Gönlün varsa yürü, bir gönül sahibi dost ara.