English    Türkçe    فارسی   

4
1124-1133

  • Kömür, senin hırsından ateş haline geldi, ateş halinde göründü... Fakat hırs geçti mi o kömür, kapkara, berbat bir halde kala kalır!
  • اخگر از حرص تو شد فحم سیاه ** حرص چون شد ماند آن فحم تباه
  • O zaman kömürün ateş gibi görünmesi, işin güzelliğinden değildi, hırs ateşindendi! 1125
  • آن زمان آن فحم اخگر می‌نمود ** آن نه حسن کار نار حرص بود
  • Hırs, senin işini gücünü bezemişti... Hırs gidince işin gücün kapkara kalakaldı!
  • حرص کارت را بیاراییده بود ** حرص رفت و ماند کار تو کبود
  • Şeytan’ın bezediği ekşi otu aptal adam, olmuş ve iti sanır.
  • غوله‌ای را که بر آرایید غول ** پخته پندارد کسی که هست گول
  • Fakat denedi mi ne olduğunu anlar, dişleri kamaşır kalır!
  • آزمایش چون نماید جان او ** کند گردد ز آزمون دندان او
  • Heves yüzünden o tuzak tane görünmededir... O esasen hamdır, fakat hırs şeytanın aksi onu güzel gösterir.
  • از هوس آن دام دانه می‌نمود ** عکس غول حرص و آن خود خام بود
  • Hırsı din işinde ve hayırda ara; din ve hayır işinde haris ol. Bu işler, zaten güzeldir... Hırsın geçse bile güzel görünür! 1130
  • حرص اندر کار دین و خیر جو ** چون نماند حرص باشد نغزرو
  • Hayırlar, esasen güzel ve lâtiftir, başka bir şeyin aksi ile güzel görünmüş değildir. Bu işlerde hırsın parlaklığı geçse bile hayrın letafeti, hayrın parlaklığı kalır.
  • خیرها نغزند نه از عکس غیر ** تاب حرص ار رفت ماند تاب خیر
  • Hâlbuki dünya işinden hırsın parlaklığı gitti mi ateşin harareti ve parlaklığı gitmiş, kömür kalmış demektir... Tıpkı buna benzer.
  • تاب حرص از کار دنیا چون برفت ** فحم باشد مانده از اخگر بتفت
  • Çocukları da hırs aldatırdı zevklerinden bir değneği at yaparlar, eteklerini çemreyip güya ata binerler!
  • کودکان را حرص می‌آرد غرار ** تا شوند از ذوق دل دامن‌سوار