English    Türkçe    فارسی   

4
1405-1414

  • Hem de öyle sığınılacak bir yeri olmayan uçsuz bucaksız deniz ki yedi denizi bir saman çöpü gibi kapı verir! 1405
  • وانگهان دریای ژرف بی‌پناه ** در رباید هفت دریا را چو کاه
  • Aşk, ileri gidenler için bir gemiye benzer... Gemiye binen kişinin bir afete uğraması nadirdir, çok defa kurtulur.
  • عشق چون کشتی بود بهر خواص ** کم بود آفت بود اغلب خلاص
  • Aklı zekâyı sat da hayranlığı satın al... Akıl ve zekâ zandır, hayranlıksa bakış görüş!
  • زیرکی بفروش و حیرانی بخر ** زیرکی ظنست و حیرانی نظر
  • Aklı Mustafa’nın önünde kurban et... Hasbiyallah de, yani Allah’ım bana yeter!
  • عقل قربان کن به پیش مصطفی ** حسبی الله گو که الله‌ام کفی
  • Kenan gibi gemiden baş çekme... Ona da zeki aklı bu gururu vermiş aldatmıştı.
  • هم‌چو کنعان سر ز کشتی وا مکش ** که غرورش داد نفس زیرکش
  • Ben yüce bir dağın üzerine çıkar kurtulurum, neden Nuh’a minnet edeyim? Dedi. 1410
  • که برآیم بر سر کوه مشید ** منت نوحم چرا باید کشید
  • A akılsız nasıl olurda onun minnetini çekmezsin! Allah bile onun mihnetini çekmekte.
  • چون رمى از منتش اى بىرشد ** كه خدا هم منت او مىكشد
  • Nasıl olur canımız ona minnettar olmaz! Allah bile ona şükretmede, minnet etmede!
  • چون رمی از منتش بر جان ما ** چونک شکر و منتش گوید خدا
  • A hasetle dolu mağrur kişi, onun minnetini Allah bile çekiyor!
  • تو چه دانی ای غراره‌ی پر حسد ** منت او را خدا هم می‌کشد
  • Keşke o yüzme öğrenmeseydi de Nuh’a minnet etse, gemiye girmeye tamah etseydi!
  • کاشکی او آشنا ناموختی ** تا طمع در نوح و کشتی دوختی