English    Türkçe    فارسی   

2
2014-2038

  • Er, ejderha hikâyesini nakletti. O adam “ Ayıya güvenme be ahmak.
  • قصه واگفت و حدیث اژدها ** گفت بر خرسی منه دل ابلها
  • Ahmağın dostluğu düşmanlıktan beterdir. Ne suretle olursa olsun sürülmesi gerek” dedi. 2015
  • دوستی ابله بتر از دشمنی است ** او بهر حیله که دانی راندنی است‏
  • Er dedi ki; “Vallahi bunu hasedinden söyledin, yoksa sen ayıya ne bakıyorsun, sevgilisini gör!”
  • گفت و الله از حسودی گفت این ** ور نه خرسی چه نگری این مهر بین‏
  • Adam, “Ahmakların sevgisi aldatıcı bir sevgidir, benim bu hasedim, onun sevgisinden iyidir.
  • گفت مهر ابلهان عشوه‏ده است ** این حسودی من از مهرش به است‏
  • Be adam, gel benimle bir ol da o ayıyı sür, defet. Hemcinsini bırakıp ayıya güvenme” dediyse de
  • هی بیا با من بران این خرس را ** خرس را مگزین مهل هم جنس را
  • Er, “Git, git hasetçi herif, kendi işine bak” dedi. Adam “İşim buydu ama sana nasip değil.
  • گفت رو رو کار خود کن ای حسود ** گفت کارم این بد و رزقت نبود
  • Yüce kişi ben bir ayıdan daha aşağı değilim ya. Onu bırak da eşin dostun ben olayım. 2020
  • من کم از خرسی نباشم ای شریف ** ترک او کن تا منت باشم حریف‏
  • Başına bir şey gelecek diye yüreğim titriyor. Böyle bir ayı ile ormanlığa gitme.
  • بر تو دل می‏لرزدم ز اندیشه‏ای ** با چنین خرسی مرو در بیشه‏ای‏
  • Yüreğim asla olmayacak şeyden titremedi. Bu seziş Allah nurundandır, saçma değil.
  • این دلم هرگز نلرزید از گزاف ** نور حق است این نه دعوی و نه لاف‏
  • Ben müminim “Mümin Allah nuruyla bakar” sırrına mazharım. Kendine gel, kendine! Bu ateşgedeyi bırak!” dedi.
  • مومنم ینظر بنور الله شده ** هان و هان بگریز از این آتشکده‏
  • Bu sözler, erin kulağına girmedi. Suizan adama kuvvetli bir settir.
  • این همه گفت و به گوشش در نرفت ** بد گمانی مرد را سدی است زفت‏
  • Ayının elini tuttu, adamın elini bıraktı. Adam da “Senin aklın başında değil, gidiyorum” dedi. 2025
  • دست او بگرفت و دست از وی کشید ** گفت رفتم چون نه‏ای یار رشید
  • Er dedi ki: “Git benim kaydıma kalma. Boş boğaz herif, o derece bilirlikten dem vurup durma”
  • گفت رو بر من تو غم خواره مباش ** بو الفضولا معرفت کمتر تراش‏
  • Adam tekrar “Ben senin düşmanın değilim. Peşimden gelirsen kendine lütfetmiş olursun” dedi.
  • باز گفتش من عدوی تو نی‏ام ** لطف باشد گر بیایی در پی‏ام‏
  • Er “Uykum geldi. Bırak beni işine git” dedi. Adam “Yahu, ne olur bir dosta uy da,
  • گفت خوابستم مرا بگذار و رو ** گفت آخر یار را منقاد شو
  • Akıllı birisinin himayesinde, gönül sahibi bir dostun civarında uyu” dedi.
  • تا بخسبی در پناه عاقلی ** در جوار دوستی صاحب دلی‏
  • Babayiğit, o adamın ısrarından hayallenip kızıverdi, yüzünü çevirip, 2030
  • در خیال افتاد مرد از جد او ** خشمگین شد زود گردانید رو
  • “Bu galiba bir katil, bana kastetmeye geldi yahut bir şey umuyor, dilenci ve külhani herifin biri!
  • کاین مگر قصد من آمد خونی است ** یا طمع دارد گدا و تونی است‏
  • Yahut da beni bu ayıyla korkutma hususunda evvelce dostlarıyla bahse girişmiş olmalı” dedi.
  • یا گرو بسته ست با یاران بدین ** که بترساند مرا زین هم نشین‏
  • İçinin kötülüğünden hatırına iyi bir şey gelmedi.
  • خود نیامد هیچ از خبث سرش ** یک گمان نیک اندر خاطرش‏
  • Bütün hüsnü zannı ayıyaydı. Sanki ayıyla aynı cinstendi!
  • ظن نیکش جملگی بر خرس بود ** او مگر مر خرس را هم جنس بود
  • Bir köpek uğruna bir akılıyı itham etti, ayıyı muhabbet ve merhamet sahibi bir dost bildi! 2035
  • عاقلی را از سگی تهمت نهاد ** خرس را دانست اهل مهر و داد
  • Musa Aleyhisselâm’ın öküze tapana “Nerde düşüncen, nerde ihtiyatın, tedbirin?” demesi
  • گفتن موسی علیه السلام گوساله پرست را که آن خیال اندیشی و حزم تو کجاست‏
  • Musa bir hayal sarhoşuna dedi ki: “Ey kötülükten, sapıklıktan fena düşüncelere saplanmış kişi,
  • گفت موسی با یکی مست خیال ** کای بد اندیش از شقاوت وز ضلال‏
  • Benden bunca bürhan görmene ne benim bu derece güzel huyuma rağmen, peygamber olup olmadığıma dair yüzlerce şüphen vardı.
  • صد گمانت بود در پیغمبریم ** با چنین برهان و این خلق کریم‏
  • Benden yüz binlerce mucize gördüğün halde hayalin yüz kat artmakta, o derece şüpheye, zanna düşmekteydin.
  • صد هزاران معجزه دیدی ز من ** صد خیالت می‏فزود و شک و ظن‏