English    Türkçe    فارسی   

3
3604-3628

  • Binlerce istekli olsa da bir de usanan kişi bulunsa elçi, elçilik yapmak istemez, gönlü soğur.
  • گر هزاران طالب‌اند و یک ملول ** از رسالت باز می‌ماند رسول
  • Bu sır söyleyen gönül elçileri, İsrafil huylu dinleyici isterler. 3605
  • این رسولان ضمیر رازگو ** مستمع خواهند اسرافیل‌خو
  • Padişahlar gibi azamet sahibidir bunlar. Cihan halkından kulluk isterler.
  • نخوتی دارند و کبری چون شهان ** چاکری خواهند از اهل جهان
  • Huzurlarında edebe riayet etmedikçe elçiliklerinden nasıl faydalanabilirsin?
  • تا ادبهاشان بجاگه ناوری ** از رسالتشان چگونه بر خوری
  • Önlerinde iki büklüm eğilmedikçe o emaneti sana verirler mi hiç?
  • کی رسانند آن امانت را بتو ** تا نباشی پیششان راکع دوتو
  • Onlarca öyle her edep, her terbiye de beğenilmez. Çünkü onlar, ulu bir tapıdan gelmişlerdir.
  • هر ادبشان کی همی‌آید پسند ** کامدند ایشان ز ایوان بلند
  • Onlar yoksul değiller ki ettiğin hizmetlere karşı teşekkür etsinler, minnet altında kalsınlar a müzevir! 3610
  • نه گدایانند کز هر خدمتی ** از تو دارند ای مزور منتی
  • Fakat ey gönül, bunca rağbetsizliğie rağmen sen yine padişahın sadakasını saç, esirgeme!
  • لیک با بی‌رغبتیها ای ضمیر ** صدقه‌ی سلطان بیفشان وا مگیر
  • Ey gökyüzünün elçisi, sen usananlara bakma, atını sıçratadur, oynatadur!
  • اسپ خود را ای رسول آسمان ** در ملولان منگر و اندر جهان
  • Ne mutludur ki o Türk ki savaşa girişir, dayanır da atını ateşler dolu hendeğe bile sürer, ateşler dolu hendekten bile sıçratır…
  • فرخ آن ترکی که استیزه نهد ** اسپش اندر خندق آتش جهد
  • Atını öyle sürer, öyle şahlandırır ki gökyüzüne çıkmaya kalkışır.
  • گرم گرداند فرس را آنچنان ** که کند آهنگ اوج آسمان
  • Ne kimseyi görür, ne kimsenin hasedine bakar. Her şeyden gözünü yummuştur; ateş gibi kuruyu da yakmıştır, yaşı da. 3615
  • چشم را از غیر و غیرت دوخته ** همچو آتش خشک و تر را سوخته
  • Yaptığı işten bir pişmanlık duyar ve bu pişmanlık ona bir ayıp olursa o, önce pişmanlığa ateş salar, yakıp yandırır.
  • گر پشیمانی برو عیبی کند ** آتش اول در پشیمانی زند
  • Zaten adam, bir işte ayak diredi mi hiç yoktan pişmanlık meydana gelmez ki!
  • خود پشیمانی نروید از عدم ** چون ببیند گرمی صاحب‌قدم
  • Her hayvanın, düşmanının kokusunu duyup çekinmesi, kendisinden çekinilmeye, kaçmaya, karşı koymaya imkân bulunmayan birisiyle düşmanlığa kalkışan adamın ziyankârlığı
  • شناختن هر حیوانی بوی عدو خود را و حذر کردن و بطالت و خسارت آنکس کی عدو کسی بود کی ازو حذر ممکن نیست و فرار ممکن نی و مقابله ممکن نی
  • At, aslanın sesini de tanır, kokusunu da duyar. Hayvandır ama düşmanını bilmemesi, duymaması pek nadirdir.
  • اسپ داند بانگ و بوی شیر را ** گر چه حیوانست الا نادرا
  • Hatta zaten yalnız at değil, her hayvan, düşmanını, nişanından, eserinden tanır, bilir.
  • بل عدو خویش را هر جانور ** خود بداند از نشان و از اثر
  • Yarasacık gündüz uçamaz, hırsızlar gibi geceleyin çıkar, yayılır. 3620
  • روز خفاشک نیارد بر پرید ** شب برون آمد چو دزدان و چرید
  • Hayvanlardan hepsinden daha mahrum hayvan yarasadır. Meydanda ki güneşin düşmanıdır o.
  • از همه محروم‌تر خفاش بود ** که عدو آفتاب فاش بود
  • Fakat ne ben senin düşmanınım diye güneşe karşı koyabilir, ne nefretiyle onu uzaklaştırabilir!
  • نه تواند در مصافش زخم خورد ** نه بنفرین تاندش مهجور کرد
  • Güneş, yarasanın derdine, kahrına bakıp yüzünü döndürse, gizlense bu,
  • آفتابی که بگرداند قفاش ** از برای غصه و قهر خفاش
  • Güneşin son derece lütfuna, güneşin en üstün bir kemale sahip bulunuşuna delâlet eder. Yoksa hiç yarasa güneşe mâni olabilir mi?
  • غایت لطف و کمال او بود ** گرنه خفاشش کجا مانع شود
  • Düşmanlığa kalkışacaksan düşmanlık edebileceğin birisiyle savaş ki onu esir edebilmek mümkün olsun. 3625
  • دشمنی گیری بحد خویش گیر ** تا بود ممکن که گردانی اسیر
  • Karta, denizle nasıl savaşa girişebilir? Girişirse aptaldır, kendi saçını, sakalını yolar.
  • قطره با قلزم چو استیزه کند ** ابلهست او ریش خود بر می‌کند
  • Hilesi, saçından sakalından ileri gidemez ki. Nasıl olur da ayın odasındaki perdeyi yırtabilir?
  • حیلت او از سبالش نگذرد ** چنبره‌ی حجره‌ی قمر چون بر درد
  • Güneşe düşmanlık eden şu azara uğrar: Ey güneşin güneşine düşman olan,
  • با عدو آفتاب این بد عتاب ** ای عدو آفتاب آفتاب