English    Türkçe    فارسی   

4
2514-2538

  • Firavun, ey Musa dedi. Buna karşılık bana vereceğin o dört şey nedir? Onları da söyle de
  • گفت ای موسی کدامست آن چهار ** که عوض بدهی مرا بر گو بیار
  • 2515.O güzel vadin lütfiyle kâfirliğimin çarmıhı gevşesin! 2515
  • تا بود کز لطف آن وعده‌ی حسن ** سست گردد چارمیخ کفر من
  • Belki bir ganimet olarak elde edeceğim o hoş vaatler yüzünden yüz harmanlık küfür kilidim açılır.
  • بوک زان خوش وعده‌های مغتنم ** برگشاید قفل کفر صد منم
  • Belki bal ırmağının tesiriyle bedenimdeki şu kin zehiri ballaşır.
  • بوک از تاثیر جوی انگبین ** شهد گردد در تنم این زهر کین
  • Yahut o tertemiz süt ırmağının aksiyle esir aklım bir an olsun beslenir.
  • یا ز عکس جوی آن پاکیزه شیر ** پرورش یابد دمی عقل اسیر
  • Yahut o şarap ırmaklarının aksiyle sarhoş olanlar da Allah emrinin zevkinden bir koku alırım...
  • یا بود کز عکس آن جوهای خمر ** مست گردم بو برم از ذوق امر
  • Yahut da ırmakların letafetinden çorak ve yıkık bedenim tazeleşir. 2520
  • یا بود کز لطف آن جوهای آب ** تازگی یابد تن شوره‌ی خراب
  • Çorak bedenimde bir yeşillik meydana gelir dikenliklerim, Cenneti Me'va kesilir!
  • شوره‌ام را سبزه‌ای پیدا شود ** خارزارم جنت ماوی شود
  • Belki cennetin ve dört ırmağın aksiyle can, Allah, yardımına mazhar olur da sevgiliyi aramaya koyulur.
  • بوک از عکس بهشت و چار جو ** جان شود از یاری حق یارجو
  • Nitekim cehennemin aksiyle de ateş kesilmişim. Hak kahrıyla karışmışım!
  • آنچنان که از عکس دوزخ گشته‌ام ** آتش و در قهر حق آغشته‌ام
  • Cehennem yılanının aksiyle yılana dönmüşüm. Cennet ehline zehirler yağdırmada, onları dalayıp-durmadayım!
  • گه ز عکس مار دوزخ هم‌چو مار ** گشته‌ام بر اهل جنت زهربار
  • Gâh cehennemdeki kaynar suyun kaynamasının, köpürmesinin tesiriyle zulüm suyum, halkı çürütür, eritir! 2525
  • گه ز عکس جوشش آب حمیم ** آب ظلمم کرده خلقان را رمیم
  • Ben zemherinin aksiyle zemheri olmuşum. Yahut da cehennemin aksiyle cehenneme benzemişim!
  • من ز عکس زمهریرم زمهریر ** یا ز عکس آن سعیرم چون سعیر
  • Şimdi yoksul ve mazlumlara cehennemim. Vay onu zebun bulursam!
  • دوزخ درویش و مظلومم کنون ** وای آنک یابمش ناگه زبون
  • Musa aleyhisselâm'ın, Firavun'un imanına karşılık olan o dört fazileti anlatması
  • شرح کردن موسی علیه‌السلام آن چهار فضیلت را جهت پای مزد ایمان فرعون
  • Musa dedi ki: O dördün birincisi, bedenin ebedi olarak sıhhatte kalır.
  • گفت موسی که اولین آن چهار ** صحتی باشد تنت را پایدار
  • Tıp bilgisinde söylenen illetler, ey akıllı er, bedeninden uzaklaşır.
  • این علل‌هایی که در طب گفته‌اند ** دور باشد از تنت ای ارجمند
  • İkincisi, ömrün uzun olur. Ecel, ömründen çekinir! 2530
  • ثانیا باشد ترا عمر دراز ** که اجل دارد ز عمرت احتراز
  • İyi bir ömür sürdükten sonra âlemden, muradına erişmeden gitmezsin.
  • وین نباشد بعد عمر مستوی ** که بناکام از جهان بیرون روی
  • Hatta süt emer çocuğun süt istemesi gibi eceli istersin. Fakat seni esir eden bir zahmet, bir dert yüzünden değil.
  • بلک خواهان اجل چون طفل شیر ** نه ز رنجی که ترا دارد اسیر
  • Ölümü ararsın ama bir eziyete uğrayıp âciz kaldığından değil de evin harabesinde defineyi gördüğünden!
  • مرگ‌جو باشی ولی نه از عجز رنج ** بلک بینی در خراب خانه گنج
  • Bunun üzerine kazmayı eline alır da hiç düşünmeksizin evi yıkmaya başlarsın.
  • پس به دست خویش گیری تیشه‌ای ** می‌زنی بر خانه بی‌اندیشه‌ای
  • Çünkü evi, definenin perdesi görürsün. Bilir, anlarsın ki bu bir tek tane, yüzlerce harmana mâni olmaktadır. 2535
  • که حجاب گنج بینی خانه را ** مانع صد خرمن این یک دانه را
  • Artık bu taneyi ateşe atarsın, erlik sıfatıyla sıfatlanır, er olursun.
  • پس در آتش افکنی این دانه را ** پیش گیری پیشه‌ی مردانه را
  • Ey bir yaprak uğruna bağdan olan., sen, bir yaprağa kapılıp kalan ve bu yüzden üzümden mahrum olan kurda benziyorsun.
  • ای به یک برگی ز باغی مانده ** هم‌چو کرمی برگش از رز رانده
  • Fakat Allah’ın lütfu ve keremi, bu kurdu uyandırınca bilgisizlik ejderhası seni yer, siler süpürür!
  • چون کرم این کرم را بیدار کرد ** اژدهای جهل را این کرم خورد