English    Türkçe    فارسی   

4
2057-2081

  • Yazısı, yazısının harfleri eğri büğrüdür... Gürbüz olsa bile delikanlıdır, aklı azdır onun!
  • حرفهای خط او کژمژ بود ** مزمن عقلست اگر تن می‌دود
  • İhtiyarın ayağı, hızlı adım atmasa da aklının iki kanadı vardır, yücelerde uçar!
  • پای پیر از سرعت ار چه باز ماند ** یافت عقل او دو پر بر اوج راند
  • Örnek istiyorsan Cafer’e bak! Allah, ona elinin, ayağının yerine iki kanat verdi!
  • گر مثل خواهی به جعفر در نگر ** داد حق بر جای دست و پاش پر
  • Altını bırak... Bu söz örtülüdür, gönlüm cıva gibi ıstıraplara düştü! 2060
  • بگذر از زر کین سخت شد محتجب ** هم‌چو سیماب این دلم شد مضطرب
  • İçimizden güzel sözlü, güzel sesli yüzlerce sükût, elini ağzına komada, yeter artık demede!
  • ز اندرونم صدخموش خوش‌نفس ** دست بر لب می‌زند یعنی که بس
  • Sükût denizdir, söylemek ırmağa benzer... Deniz seni aramada, sen ırmağı arama!
  • خامشی بحرست و گفتن هم‌چو جو ** بحر می‌جوید ترا جو را مجو
  • Denizin işaretlerinden baş çevirme... Sözü bitir doğrusunu Allah daha iyi bilir!
  • از اشارتهای دریا سر متاب ** ختم کن والله اعلم بالصواب
  • O edepsiz, Peygamberin huzurunda o soğuk dudaklarından sözler çıkarmada, böylece söylenip durmadaydı.
  • هم‌چنین پیوسته کرد آن بی‌ادب ** پیش پیغامبر سخن زان سرد لب
  • O bihaber, söz fırsatını bulmuştu, boyuna söylenip duruyordu... Zaten haber de görüşe göre saçma sapan bir şeydir! 2065
  • دست می‌دادش سخن او بی‌خبر ** که خبر هرزه بود پیش نظر
  • Bu haberler, hep görüş yerine geçer, görüş olmayınca habere ehemmiyet verilir... Göz önünde olandan haber verilmez; göz önünde olmayandan haber verilir!
  • این خبرها از نظر خود نایبست ** بهر حاضر نیست بهر غایبست
  • Birisi görüş makamına vardı mı artık bu haberlerin onca hiçbir değeri yoktur.
  • هر که او اندر نظر موصول شد ** این خبرها پیش او معزول شد
  • Sevgiliye ulaştın, onunla düşüp kalkmaya başladın mı kılavuzları affet artık!
  • چونک با معشوق گشتی همنشین ** دفع کن دلالگان را بعد ازین
  • Çocukluktan geçip adam olan kişiye mektup da soğuk gelir, kılavuzluk eden kadın da!
  • هر که از طفلی گذشت و مرد شد ** نامه و دلاله بر وی سرد شد
  • Mektubu okusa bile bilmeyenlere öğretmek için okur... Söz söylerse bile anlatmak için söyler! 2070
  • نامه خواند از پی تعلیم را ** حرف گوید از پی تفهیم را
  • Gözlüler önünde haberden bahsetmek hatadır... Çünkü bu bahis bizim gafil olduğumuza noksanlığımıza delâlet eder.
  • پیش بینایان خبر گفتن خطاست ** کان دلیل غفلت و نقصان ماست
  • Gözlünün önünde susmak, sana fayda verir. “Kuran okunurken susun, dinleyin” emri, bu yüzden gelmiştir.
  • پیش بینا شد خموشی نفع تو ** بهر این آمد خطاب انصتوا
  • Can gözü açık olan kâmil, sana söyle derse güzelce, edeplice söyle, sözü uzatma!
  • گر بفرماید بگو بر گوی خوش ** لیک اندک گو دراز اندر مکش
  • Uzat diye emrederse yine emre uy, utanarak söyle!
  • ور بفرماید که اندر کش دراز ** هم‌چنان شرمین بگو با امر ساز
  • Nitekim şimdi ben de bu güzelim Mesnevi’yi yazarken öyle yapıyorum ey Hak Ziyası Hüsamettin! 2075
  • همچنین که من درین زیبا فسون ** با ضیاء الحق حسام‌الدین کنون
  • Akıllı davranıp kısa kesmeye kalkıştım mı, o beni yüz çeşit vesileyle söyletmeye kalkışır.
  • چونک کوته می‌کنم من از رشد ** او به صد نوعم بگفتن می‌کشد
  • A ululuk ıssı Allah’ın ışığı Hüsamettin, görüyorsun mademki; sözden ne istersin ki?
  • ای حسام‌الدین ضیاء ذوالجلال ** چونک می‌بینی چه می‌جویی مقال
  • Bu herhalde fazla iştahtan olacak... Hani şair de “Bana hep şarap sun, hem de işte bu, şaraptır” da demiştir ya!
  • این مگر باشد ز حب مشتهی ** اسقنی خمرا و قل لی انها
  • Şu anda onun kadehi, senin ağzında... Fakat kulak da kulağın nasibini ver, diyor!
  • بر دهان تست این دم جام او ** گوش می‌گوید که قسم گوش کو
  • Ey kulak, senin nasibin hararetlenip kızarmaktır... İşte hararet, işte sarhoşluk! Fakat kulak, ben bundan daha fazlasını istiyorum, harisim ben demekte! 2080
  • قسم تو گرمیست نک گرمی و مست ** گفت حرص من ازین افزون‌ترست
  • Mustafa aleyhisselâm’ın itiraz edene cevap vermesi
  • جواب گفتن مصطفی علیه‌السلام اعتراض کننده را
  • Şeker huylu Mustafa’nın huzurunda o Arap, sözü haddinden aşırınca,
  • در حضور مصطفای قندخو ** چون ز حد برد آن عرب از گفت و گو