English    Türkçe    فارسی   

3
1286-1310

  • Ey hicapsız nurları kabul etmeye istidadı olmayan kişi, hiç olmazsa harflerde gizlenmiş bir nur olan hikmet sözlerini duy, onları ye!
  • حرف حکمت خور که شد نور ستیر ** ای تو نور بی‌حجب را ناپذیر
  • Böyle böyle o hicapsız nuru da kabul etmeye istidat kazanır, gizli nuru da hicapsız olarak görürsün.
  • تا پذیرا گردی ای جان نور را ** تا ببینی بی‌حجب مستور را
  • Bu suretle yıldız gibi felekte seyreder, hatta felekten hariç keyfiyetsiz seferlere düşersin!
  • چون ستاره سیر بر گردون کنی ** بلک بی گردون سفر بی‌چون کنی
  • Yokluktan varlığa geldin ya… Kendine gel, geldin ama nasıl geldin Sarhoşça… Hiç kendinden haberin yok!
  • آنچنان کز نیست در هست آمدی ** هین بگو چون آمدی مست آمدی
  • Geldiğin yollar aklında bile kalmadı. Fakat biz yine sana bir remiz söyleyecek, bir şey hatırlatacağız. 1290
  • راههای آمدن یادت نماند ** لیک رمزی بر تو بر خواهیم خواند
  • Bu aklı terk et de hakikî akla ulaş. Bu kulağı tıka da hakikî kulak kesil!
  • هوش را بگذار وانگه هوش‌دار ** گوش را بر بند وانگه گوش دار
  • Hayır hayır… Söyleyeceğim, çünkü henüz hamsın sen. Daha ilkbahardasın, Temmuzu görmedin bile!
  • نه نگویم زانک خامی تو هنوز ** در بهاری تو ندیدستی تموز
  • Ey ulular, bu cihan bir ağaca benzer; biz de bu âlemdeki yarı ham, yarı olmuş meyveler gibiyiz.
  • این جهان همچون درختست ای کرام ** ما برو چون میوه‌های نیم‌خام
  • Ham meyveler, daha iyice yapışmıştır, oradan kolay kolay kopmazlar. Çünkü ham meyve köşke, saraya lâyık değildir ki.
  • سخت گیرد خامها مر شاخ را ** زانک در خامی نشاید کاخ را
  • Fakat oldu da tatlılaştı, dudağı ısırır bir hale geldi mi artık dallara iyi yapışmaz, hemen düşüverir. 1295
  • چون بپخت و گشت شیرین لب‌گزان ** سست گیرد شاخها را بعد از آن
  • O baht ve ikbal yüzünden adamın ağzı tatlılaştı mı insana bütün cihan mülkü soğuk gelir.
  • چون از آن اقبال شیرین شد دهان ** سرد شد بر آدمی ملک جهان
  • Bir şeye sımsıkı yapışmak, bir şeyde taassup göstermek hamlıktır. Sen ana karnında çocuk halindeyken işin gücün ancak kan içmeden ibarettir.
  • سخت‌گیری و تعصب خامی است ** تا جنینی کار خون‌آشامی است
  • Söylenecek bir şey daha kaldı ama ben söylemeyeceğim, sana onu Ruhulkudüs bensiz söylesin.
  • چیز دیگر ماند اما گفتنش ** با تو روح القدس گوید بی منش
  • Hayır hayır… Ruhulkudüs değil, sen kendin, kendi kulağına söylersin… Orada hakikatte ne ben varım, ne benden başkası, sen de bensin zaten canım efendim!
  • نه تو گویی هم بگوش خویشتن ** نه من ونه غیرمن ای هم تو من
  • Bu rüyaya benzer. Uykuya daldın mı kendinden geçer, fakat yine kendinden kendine gelmiş olursun. 1300
  • همچو آن وقتی که خواب اندر روی ** تو ز پیش خود به پیش خود شوی
  • Kendini duyar, dinler de senden başka gizli bir adam rüyada sana söz söylüyor sanırsın.
  • بشنوی از خویش و پنداری فلان ** با تو اندر خواب گفتست آن نهان
  • A güzelim yoldaşım, sen alelâde tek bir adam değilsin ki. Sen bir âlemsin, sen bir derin denizsin.
  • تو یکی تو نیستی ای خوش رفیق ** بلک گردونی ودریای عمیق
  • O senin muazzam varlığın yok mu. O belki dokuz yüz kattır. O, dibi, kıyısı bulunmayan bir denizdir, yüzlerce âlem, o denize dalar gark olup gider.
  • آن تو زفتت که آن نهصدتوست ** قلزمست وغرقه گاه صد توست
  • Zaten burası ne uyanıklık yeri, ne uyku yeri. Buradan bahsetme, Allah, doğrusunu daha iyi bilir.
  • خود چه جای حد بیداریست و خواب ** دم مزن والله اعلم بالصواب
  • Bahsetme de asıl bu âlemden bahse muktedir olanlardan dile gelmez, söze sığmaz bahisler işit! 1305
  • دم مزن تا بشنوی از دم ز نان ** آنچ نامد در زبان و در بیان
  • Bahsetme de o güneşten kitaba yazılmaz, hitaba girmez sözler duy!
  • دم مزن تا بشنوی زان آفتاب ** آنچ نامد درکتاب و در خطاب
  • Bahsetme de sana bu âlemden ruhun bahsetsin… Nuh’un gemisinde yüzgeçlik bahsini bırak!
  • دم مزن تا دم زند بهر تو روح ** آشنا بگذار در کشتی نوح
  • Bu bahse girersen Kenan’a benzersin. Bana düşman olan Nuh’un gemisini istemem diye o da yüzmeye girişmişti.
  • همچو کنعان کشنا می‌کرد او ** که نخواهم کشتی نوح عدو
  • Nuh, ona “Hey, gel, babanın gemisine gir de behey aşağılık oğul, tufana gark olma” demişti.
  • هی بیا در کشتی بابا نشین ** تا نگردی غرق طوفان ای مهین
  • O, “Hayır, ben yüzme öğrendim. Senin mumundan başka bir mum yaktım” diye cevap verdi. 1310
  • گفت نه من آشنا آموختم ** من بجز شمع تو شمع افروختم